Çalıştayın Amacı

Batı medeniyeti, bilim, sanat, teknoloji ve sanayi gibi alanlarda insanlığa önemli katkılar sunmasına rağmen dünyada beklenen barış ve adaleti sağlamaktan maalesef çok uzak kalmıştır. Yaşadığımız birçok olay ve gelişme uluslararası kamuoyunun insani sorun ve sıkıntılara ortak bir vicdan ile eşit ve adil tepki gösteremediğini ortaya koymuştur. Güçlü olanın haklı sayıldığı, haklı olanın ise sesini duyuramadığı bir ortamda yeni ve cesur seslerin yükselmesine olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır.

İslam'ın hâkim olduğu bütün coğrafyada ise zulüm, terör ve şiddet baş göstermektedir. Asıl itibari ile barış, kardeşlik ve rahmet dini olan İslam ile terör ve şiddet kelimeleri yan yana getirilmeye çalışılmaktadır. Bu acı durum milyonlarca sivil ve masum insanın ölmesine, sakat kalmasına ve evlerinden uzaklara göç etmek zorunda kalmasına sebep olmuştur.  Bu acı duruma rağmen İslam dünyası kendi içindeki bu sorunlara maalesef çözüm üretememiş, kendini ifade edip savunamamış ve çözümü kendi içinde değil hep başka yerlerde aramıştır.

Geçmişte büyük bir medeniyet inşa etmiş olan ve bugün toparlanarak tekrar insanlığın umudu olması beklenen İslam dünyası maalesef günümüzde ciddi inanç ve düşünce farklılıkları yaşamaktadır. Bu düşünce ve inanç farklılıkları bir Müslümanın diğer bir Müslümanı hiç çekinmeden öldürmesine kadar gidebilmektedir. Bu sorunların merkezine inmek, analizini yapmak ve İslam düşünce tarihine önemli katkılar sağlamış kişilerin fikir ve düşünce dünyaları inceleyerek bu sorunların çözümlerine ışık tutmaya çalışmak hepimizin ortak sorumluluğu ve görevidir.

Bu kişiler arasında yer alan ve Ehl-i Sünnet kelâmının kurucularından Ebû Mansûr el-Mâtürîdî İslam dünyasında 10. yüzyılda başlayan büyük aydınlanmanın merkezinde duran bir İslam bilginidir. İslâm'ın temel dinî disiplinlerden Kelam, Tefsir ve Fıkıh Usulü'ne dair görüşleriyle birleştirici bir din anlayışının çerçevesini çizmiş ve kendisinden sonra gelecek nesillerin önünü aydınlatmıştır.

İslam'ı aklın ve fıtratın dini olarak tanımlayan; dinin dayandığı esaslar itibariyle rasyonel gücünü bir 'dağ'dan daha sağlam gören; din üzerinden parçalanmayı 'aşırılık'lar bağlamında eleştiren; iman dairesindeki herkese nihai hedef olarak 'barışı/esenliği' gösteren; İslam'ın kurtarıcı/esenliğe götüren mesajını 'hakikat' zemininde herkese bildirmeyi bir görev addeden İmam Mâtürîdî'nin, dinin birleştirici değil parçalayıcı bir kimlik olarak iş gördüğü, alt kimlikleri kendi bünyesinde toparlayıp birleştiren değil aksine daha da bölen ve çatıştıran bir enstrümana dönüştürüldüğü 21. Yüzyıl insanına verecek çok mesajı bulunmaktadır.

İmam Mâtürîdî ve savunduğu düşüncelerin günümüzde doğru anlaşılması, doğru yorumlanması ve geniş kitlelere etkin bir şekilde sunulması içinde yaşadığımız çağın sorunlarının üstesinden gelebilme ve İslam dünyasının birlikteliğine zarar veren algı ve yorumlara karşı durabilme noktasında önemli bir rol oynayacaktır.

Bu amaçla Türk Dünyası Parlamenterler Vakfı uluslararası bir çalıştay düzenleme kararı almış ve hazırlanan proje Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kabul edilmiştir. Çalıştayın amacı İmam Mâtürîdî'nin düşünce dünyasını anlamak; akıl, hikmet, adalet, özgürlük ve ahlak gibi temel kavramlar üzerinden bu düşünce dünyasının günümüz İslam dünyasında yaşanan sorunlara ışık tutmasını sağlamaktır. 'Kayıp Aydınlanmanın İzinde' sloganı ile kamuoyuna duyurulan çalıştayın, tarihte olduğu gibi yeni bir Türk-İslam medeniyeti kurma fikrinin temelini inşa etmesi beklenmektedir.